Müşteriden
Bağımsız Tasarım Hareketi: Noise4
Tüm dünya
çapında en iyi tasarım ve görsel iletişim şirketlerinden biri olarak
kabul edilen Attik Design Co. tarafından hazırlanan Noise4,
raflardaki yerini bir süre önce aldı.
Attik
Design Co. bundan 15 yıl önce İngiltere’de bir çatı katında
kurulan (“Attik” ismi, ingilizce
“çatıarası, çatıkatı” anlamına gelen “attic” kelimesinden türetilmiş)
küçük bir tasarım ofisiyken yaptığı başarılı tasarım
ve kampanyalarla büyüyerek dünyanın önde gelen görsel iletişim ajanslarından
biri haline geldi. Şu anda çalışmalar, dünyaya yayılmış 5 stüdyodan
yürütülmekte: Huddersfield (Yorkshire), Londra, New York, San
Francisco ve Sydney.
Noise, yüzeysel olarak bakarsak Attik Design’ın 3 kıtada
bulunan bu 5 stüdyodan çıkan işlerin portfolyosu. Ama onu diğer
şirketlerin portfolyolarından ayıran önemli bir özelliği var: Ticari
çalışmaların yanısıra, yayımlanan kitabın önemli bir bölümü, Attik’te
çalışan tasarımcıların tamamen serbest olarak, hiçbir yerde yayımlanamayacağı
düşünülen deneysel, serbest tarz işlere ait. Böylece çalışanlar,
-piyasada alışılageldiği üzere- kendi sanatsal yaratıcılıklarını
köreltmek yerine kendilerine verilen böylesine değerli bir fırsat
karşısında inanılmaz işler ortaya çıkartıyorlar. Hatta Noise’un
önemi, bu tavrıyla giderek piyasayı etkilemeye başlamasında ve yeni
anlayışlar/arayışlar aramasında yatıyor.
Noise,
yayınlanmaya başladıktan kısa bir zaman sonra kendi alanında kolleksiyon
değeri olan bir “artwork” serisi haline geldi ve deneysel
tarzıyla hem serbest tarz çalışan grafik sanatçılarının hem de ticari
alandaki birçok kişi ve kuruluşun dikkatini çekti. Aldığı ödüller
ve kendine ait anlayışıyla tüm dünyadaki tasarım trendlerini değiştirdi;
genç ve heyecanlı tasarımcıları etkiledi.
Attik
kurucularından ve yaratıcı grup başkanlarından James Somerville’e
göre Noise yalnızca bir kitap değil.
“Noise kavramı her zaman bir süreç ve bireyin/tasarımcının kendini
keşfetmesi için bir platform ve bizimle çalışan herkes için yeni
bir düşünce tarzı oldu. Buradakiler, müşterilerimizin bizden yapmamızı
istedikleri değil, tamemen bizim yapmak istediğimiz şeyler. Bunu
faydası ise: Noise’da ortaya koyulan düzeyin, bir süre sonra tüm
müşterilerimizi medya platformlarında kavramsal ve stratejik olarak
etkilemesi.
Noise4’de
de aynı prensibi devam ettirdik. Bu oluşum, 12 ay boyunca yeni düşünce
biçimleri ve görsel uygulamalar yaratmamız için –tıpkı diğer Noise
kitapları gibi- eşi bulunmaz bir fırsat oldu.”
Noise4,
2000 yılının ortalarında, en son Noise kitabından yaklaşık
3 yıl sonra şekillenmeye başladı. Dünyaca ünlü pek çok şirketin
görsel tasarımlarını ve kampanyalarını hazırlayan Attik,
ticari ve yaratıcı çevrelere kendi oluşturduğu yeni anlayışını göstermek
ve aynı zamanda bunu piyasada yaptığı işlerle vurgulamak için böyle
bir oluşum içine girdiğini açıklıyor. Bunu, Somerville şu
sözlerle açıklıyor:
“Zaman içinde Noise4’de ortaya konan anlayış, müşteriler için de
uygulanabilir bir tarza döndürülebilir. Bu müşteriye teslim olma
anlamına gelmesin, çünkü bu deneyimlerle beraber farkettiğimiz şey
yaptığımız bu tarz işler müşteriler için biraz “sert” kaçmakta.
Çünkü müşteri, para yatırdığı için güvende olmak istiyor. Bana göre
bizim yaptığımız ya da yapmaya çalıştığımız şey, bu görsel keşif
yolunda onların elinden tutmak.”
İngiltere’deki
Attik stüdyosunun Yaratıcı Yönetmeni Simon Dixon,
kitabın yaratım sürecini tasarımcıların kendilerini “özgürleştirme
yolu” olarak gördüğünü ifade ediyor. Noise’un çalışanlara
pekçok yararı bulunuyor: İşbirliğini artırıyor, iletişimi güçlendiriyor,
sanatsal yaratımı körüklüyor. Ortaya çıkan sonuç ise izleyicisine
dokunan ve onlarla bağlantı kuran elle tutulur bir proje.
•
Noise nasıl oluşturuldu?
Noise4’ü yaratmak için 5 Attik takımına Cuma günlerini
“Noise-Day” olarak kullanma fırsatı verildi. Takımlar 5 adet
Stüdyo Yaratıcı Yönetmeni tarafından organize edildi ve bu gruplar
sadece Attik’in beyin takımı tarafından değil yönetimden
insanların da görsel dil, ton ve iletişim fikirleriyle yönlendirildiler.
Takımın her üyesi içinde bulundukları iş disiplinine önem vermeksizin
olaya dahil oldular. Önerilen tüm fikirlerin geliştirilmesi sağlandı;
son düzenleme ve elemeler ise stüdyoların yaratıcı yönetmenlerince
yapıldı.
Değişik
ülkelerden ve zaman dilimlerinden çalışmalar, fikirler, anlayışlar
ortaya çıktı ve bu projede yer alan insanlar kendilerinden beklenenden
çok daha değişik, farklı dinamiklere yöneldiler. Hazırlanan projeler,
başka yerlerden gelen işlerin bakış açılarıyla birleştirildi ve
ortaya beklenenden çok daha farklı işler çıktı.
Huttersfield
Yardımcı Yaratıcı Yönetmeni Steve Wills, izlenimlerini şöyle
belirtiyor:
“Doğal olarak beş stüdyomuzun arasında
belli bir iletişim her zaman var ancak Noise4’ü ortaya koyarken
bu iletişimi ciddi bir şekilde geliştirmek zorunda kaldık. Sürecin
her aşamasında bu beş stüdyonun herbiri neler olup bittiğini ve
bir diğerinin ne ile uğraştığını biliyordu. Çünkü uygulamaya geçmeden
önce fikirsel anlamda işbirliği son derece önemliydi.
3 kıtada 5 stüdyo? Doğal olarak haftasonu mesaisi zorunlu hale geldi.
Yorumlar, e-mail trafiği ve telefon görüşmeleri ile kısa zamanlarda
halledildi. Diğer taraftan, gündelik işler devam etmek zorunda olduğundan
bazen stüdyo yönetmenleri 30 saate yakın çalışmak zorunda kaldılar,
dolayısıyla çalışma yaptığımız yerler asla boş kalmadı.”
Diğer
yandan Sydney Yaratıcı Yönetmeni Mark Stott ise:
“Noise serisi muhtemelen insanların Attik’e katılmak
istemelerinin en büyük sebebi ve Avusturalya’daki tasarımcılar için
gerçek bir ilham kaynağı. Ayrıca bu geniş topraklarda sesini dünyaya
duyurmak isteyen birçok yetenekli tasarımcı var, Noise onlar için
inanılmaz bir fırsat.” açıklamasını yapıyor.
Noise4’ün
çok iyi satacağı ve yine birçok tartışmaya konu olacağı beklenmekle
beraber kuruculardan Simon Needham’a göre asıl öncelik tüm
dünyaya “Attik acaba şu anda ne yapıyor?” sorusuna görsel
bir cevap vermek. Tasarım dünyasında öncülüğe soyunan bir şirket,
ya başı çeker ya da zaman içinde silinir; oysa Noise4 ile
Attik’in izlediği yol gayet açık bir hale geldi:
Biraz uslanmış, daha düşünceli ve daha olgun; tıpkı Attik’in kendisi
gibi.
ATTIK
